Kaz palazıyla kuğu Kümes hayvanlarıyla dolu bir yerde Yaşayıp gidiyorlarmış bir arada; Biri efendinin gözlerine mahsus, Öteki ağzının tadına. İkisi de mağrur: Biri bahçe arkadaşı efendinin, Öteki sofra arkadaşı. Şatonun su dolu hendekleri Gezi yeriymiş bu ikisinin. Yan yana yüzdükleri görülürmüş Bir süzülerek, bir dalaraktan, Boş heveslerini doyuramadan. Bir gün içkiyi fazla kaçıran aşçı, Kaz palazıyla karıştırıp, kuğuyu Yakalamış boynundan, Kesip mancasını yapmak için. Tam bıçağı vuracakken Kuğu son ötüşüyle dert yanmış. Şaşkınlıktan donakalan aşçı Anlamış ne halt ettiğini. — Ne, demiş, demek az kalsın Böyle bir şarkıcıyı haşlayacaktım. Aman, tanrılar korusun ellerimi Bu kadar güzel sesler çıkaran Bir gırtlağı kesmekten. Bunun gibi, umulmadık belalardan Bir tatlı sözle kurtulabilir insan.
Lafonten Hikayeleri La Fonten Hikayeleri Fabl Hikayeleri Jean de La Fontaine
|