Bir gün bir gelincik, bir deri bir kemik, Daracık bir delikten Bir mahzene girivermiş. Hastalıktan yeni kalkmış, bitkinmiş Bakmış, yiyecek dolu mahzen, İn cin . de yok görünürde; Dilediğin kadar kemir, ye! Koyun etleri kurutlmuş dizi dizi, Yedikçe yemiş bizimki. Şiştikçe de şişmiş bir yandan. Bir hafta geçince aradan, Yağ tulumuna dönmüş ince gelincik. Bir gün yine, tıka basa yerken, Bir tıkırtı duymuş, Sıvişmak istemiş girdiği delikten. Çıkamayınca yanlış delik sanmış. Dört döndükten sonra mahzende, Gelmiş yine zorlamış aynı yeri: — Burası, demiş; burdan girdim geçende; Neden çıkamıyorum şimdi? Gelinciğin telaşını gören bir sıçan: — Bu karınla girmedin de ondan, demiş; Cılız girdin, cılız çıkman gerekir. Bu sözüm birçok davetlilere de söylenir, Ama fazla ileri gitmeyelim Seni koca müdürlere benzetmeyelim.
Lafonten Hikayeleri La Fonten Hikayeleri Fabl Hikayeleri Jean de La Fontaine
|