Kedi milleti gibi, gelincik milleti de Sıçanlara diş biler, nedense. Ve eğer pek daracık olmasa Sıçan yurtlarının kapıları, Korkarım, dünyamızda Gelincik yüzünden fare kalmazdı. Gel gelelim günün birinde Sıçanlar, sürüyle gezer olmuş yeryüzünde. Sımsıçan adındaki kralları Bir ordu çıkarmış gelinciklere karşı. Gelincikler de sancağı açmışlar Ve er meydanında karşılaşmışlar. Tarihçilere göre Zafer iki yana da gülümsemiş bir süre. Kan gövdeyi götürmüş... Nice gelincik, nice fare Tarlalara gübre olmuş. Ama bütün cephelerde Sıçangiller daha çok kırılmış; Her ne kadar ünlü komutanları Sıçankan, Özsıçan, Ersıçan Toz duman, kan revan içinde, Hem de bir hayli zaman, Erlerin gayretini beslemişlerse de Boşa gitmiş emekleri; Bozgun, dağılmış bütün birlikleri. Kadere boyun eğmek gerek: Gayrı kaçan kaçana, yel yepelek. Eri, subayı, prensi Kırılmış bir arada, hepsi... Yalnız ayaktakımı kurtulmuş Fırt diye kaçıp deliklerden içeri. Kodamanlar kaçamaz ki kolay kolay: Başlarında sorguçları, morguçları, Süslü püslü takım taklavatları var Caka satmak ya da düşmanı korkutmak için Takmış takıştırmışlar. Bu yüzden olmuş onlara olan Delikler, yarıklar, kovuklar Dar gelmiş şanlı şerefli baylara; Oysa baldırıçıplaklar Sokuluvermişler oraya buraya. Belli başlı sıçanlar gitmiş gürültüye. Sorguçlu oldu mu başın Belayı ucuz atlatamazsın; Fazla şatafatlıysa bindiğin araba Sıkışıp kalabilirsin Daracık yollarda.
Lafonten Hikayeleri La Fonten Hikayeleri Fabl Hikayeleri Jean de La Fontaine
|