Sinekle karınca başlamışlar çekişmeye: "Sen mi daha değerlisin, ben mi?" diye. — Nasıl olur, demiş sinek; Nasıl yerde sürünen aşağılık bir böcek Bir tutmaya kalkar kendisiyle beni, Gökleri saran havanın kızını? Kendini beğenme hastalığı Böylesine kör etmeli mi bir yaratığı? Ben saraylara girer çıkarım; Senin sofranda yemek yerim; Bir öküz kurban edildi mi sana Senden önce ben bakarım tadına. Ben nerde, şu fakir zibidi nerde! Sürte sürükleye evine götürdüğü Bir saman çöpüdür günlerce kemirdiği. Hasbam, sen söylesene bana: Bir kralın, bir imparatorun, bir güzelin Başına konduğun olur mu hiç senin? Benim olur; dilediğim zaman gider Ak göğüsleri okşar öperim, İpek saçlar üstünde gezer oynarım. Beyazı daha da beyaz olur Benim konduğum yüzün. Bir kadının son yaptığı nedir, kuzum, Erkek ayartmaya giderken? Yüzünü takma benlerle süslemek Bu benlere ne denir Fransızca? Sinek! Yine de tut, kafamı şişir sen, Ambarlarınla övünerek! — Söyledin bitti mi? demiş karınca; O gezdiğin saraylarda lanet okunur sana. Krallardan önce senin tattığın yemeklerin Tadları daha iyi mi olur dersin? Her yere burnunu sokarsın da ne olur? Bütün hödüklerin yaptığı da budur. Ama ben de karayım onlar gibi. Evet, konarsın, bilirim üstlerine Kralların da, eşeklerin de; Ama şunu da bilirim ki ben Çok kez bir olur konmanla gebertilmen. Kimi takma ben güzelleştirir, doğru; Ama o kara, sen kara, ben de kara. Adını sinek koymuşlar da ne olmuş peki; Bu da böbürlenecek bir şey mi sanki? Asalaklara da sinek demiyor mu insanlar? Geç bu yüksekten atmaları bir kalem, Böyle sözlere kulak bile vermem. A mübarek, sarayla övünme bari; Saraydan süpürüp atıyorlar sinekleri. Tüm dünya sapır sapır dökülüp giderken, Açlık, soğuk, bitkinlik ve züğürtlükten? Bense asıl o zaman keyfederim, Emeklerimin meyvesini rahatça yerim. Gitmem artık dağlara, bayırlara; Ne rüzgâra kurban giderim, ne yağmura. Gamsız, kasvetsiz yaşar giderim, Dünkü tasalarım bugünkülerden kurtarır beni. Senin de ayırt etmeni isterim Şanın şerefin sahtesiyle gerçeğini. Haydi, . vaktim dar; bırak gidip çalışayım; Dırdırla ne ambarım dolar, ne dolabım.
Lafonten Hikayeleri La Fonten Hikayeleri Fabl Hikayeleri Jean de La Fontaine
|